29 Ekim 2022 Cumartesi

SEVGİLİLER (ŞİİR)

 Dünya sebzeden, meyvadan(meyveden), sudan, havadan, topraktan, atomlardan yaratıp

İskeleti, iğrenç organlar doldurup, güzel bir deriye sarıp

'Bu sen, bu annen, bu baban, bu kardeşin, bu eşin, bu çocuğun' diye gönderiyor

Yaşama(Hayata)

Sonra da yallah

Toprağa çürümeye, leşe dönüşmeye

Kum, toprak, su, gaz olmaya

Geldiğin yere geriye, yok olmaya

İnsanlar ilahlar istedikleri için değil

Dünya istediği için dünyaya geliyorlar

Gerçek ki insanlar ilahlar istedikleri için değil

Dünya istediği için toprak oluyorlar oluyorlar

Gerçek ki dünya en üstün pazarlamacı

Ve insan en başarılı aptal,

Yağmur gibi yaşam

'Önce yağmur ol gel

Sonra buhar ol, yok ol'

Ölümden, sonsuzluktan ödün, borç alınan birşey yaşam

Nedir bu zenginleşme(varsıllaşma), ve sevgi, sevda, aşk savaşı

Önemli olan sevgi değil

Dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin dediği din ile insanca yaşamak,

Din tanımı ile yaşamak,

Sevgililer geliyor karanlıklardan

Sevgililer gidiyor aydınlıklara

Sevgililer geliyor yalnızlıktan

Sevgililer gidiyor kalabalıklığa,

Doğru olan sevgi değil

Doğru olan, dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin

Din tanımı ile yaşamak

Yoksa dünya, içi lav, kor, ateş

İnsan içi bok, bağırsak

Zaten birgün toprak altında herkes aynı ve tanınmaz olacak

Herkes çürüyecek, unutulacak

Nedir bu

Sanki başka eşi, benzeri yokmuş gibi sevgi, sevda, aşk kavgası,

Sevgililer geliyor umutlardan

Sevgililer gidiyor umutsuzluğa

Sevgililer geliyor sevgiden

Sevgililer gidiyor ayrılıklara,

Amaç sevgi değil

Dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin

Din tanımı ile yaşamak olmalı

Zaten dünya, içi lav, kor, ateş

İnsan içi bok, bağırsak

Zaten birgün toprak altında herkes eşit ve istenmez olacak

Herkes çürüyecek, unutulacak

Nedir bu

Sanki başka eşi, benzeri yokmuş gibi sevgi, sevda, aşk kavgası

Bil ki bugün seni yüreklerine(kalplerine, kalblerine)

Sevgilerine, sevdalarına, aşklarına gömenler

Yarın seni toprağa gömecekler

Ve evlerine gidecekler.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 30.10.22/06.32


23 Ekim 2022 Pazar

HALK OYLAMASI YA DA REFERANDUM DEMOKRASİ DEĞİL DİKTATÖRLÜKTÜR SAVIM (ŞİİR)

 Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset

Hem demokrasiyi kullanmak, hem de demokrasiye ihanet etmek durumu içinde bulunmakta

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset

Varlığını demokrasiye borçlu olmasına karşın sözcüklerin içlerini boşaltıp

Sözcüklerin içlerini saçmasapan, abuksubuk ya da sözcüğün gerçek anlamına aykırı

Durumlarla doldurmakta

Ve insanlığı demokrasi diye demokrasiye aykırı, insanlıkdışı bir dünya türüne doğru

Götürmek durumu göstermektedir

Örnek ki kendi yaptığı yasaları insanlığa hukuk, adalet diye yutturmaktadır

Oysa adalet ahlakçılık ve bilimselliktir ancak siyaset ahlakdışı-bilimdışı dünyadır

Yine örnek ki siyaset özgürlüğü serbestlik olarak yutturmaktadır

Oysa özgürlük ahlaka ve bilime uygun serbestliktir yani ahlakçılık ve bilimselliktir

Ancak siyaset ahlaka ve bilime aykırı dünyadır,

Yine örnek ki siyaset halk oylaması ya da referandum dediği şeyi

İnsanlığa demokrasi olarak yutturmaktadır

Oysa demokrasi ahlakçılık ve bilimselliktir

Yani halka değil ahlaka ve bilime sormaktır

Ancak siyaset ahlakdışı-bilimdışı dünyadır

Bu nedenle de çözümleri ahlaka ve bilime değil ahlakı ve bilimi umursamazlık

İçinde bulunan insanlığa sormaktadır

Bu nedenle ki halk oylaması ya da referandum denilen şey

Gerçekte demokrasi değil diktatörlüktür,

Demokrasi ahlakçılık ve bilimselliktir

Çünkü beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, ve evrenin nitel zirvesi

Ve insanı hayvandan ayıran nitel en üstün fark ahlaktır

Beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, ve evrenin nicel zirvesi

Ve insanı hayvandan ayıran nicel en üstün fark da bilimdir

Bu nedenlerle ki halk oylaması ya da referandum olan yerde

Demokrasi değil diktatörlük vardır,

Demokrasi ahlakçılık ve bilimsellik demek olduğu için

Başka türlü de anlamı ve gereği olmadığı için

Demokrasinin amaçı(amacı) ahlaka ve bilime aykırılığı değil

Ahlakı ve bilimi mutlu etmektir

Bu nedenle ki bir ülkede insanların tümü mutlu olsa

Ancak bir tek alim ya da alime mutsuz olsa

O ülkede demokrasi yok demektir

Demokrasinin ölçütü ahlakdışı-bilimdışı insanlar değil, ahlakçı-bilimsel insanlardır

Durum ki siyaset denilen akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı dünya

Halk oylaması ya da referandum denilen şeylerle hem insanlığı aldatmakta

Hem de varlığını sağlamlaştırmaktadır,

Düşünün

Sodom, Gomora, Pompei denilen ahlaksız yerlerde

'Ahlaksızlık yasaklansın mı?' sorusuna halklarının çoğunlukları 'Hayır' derlerdi

Düşünün

Nazi imparatorluğunda

'Vahşet yasaklansın mı?' sorusuna halkının çoğunluğu 'Hayır' derdi

Genelevlerde halk oylaması ya da referandum yapılsa 'Fuhuşa evet' çıkar

Meyhanelerde halk oylaması yapılsa 'İçkiye devam' çıkar

Durum ki halk oylaması ya da referandum denilen şey saçmalığın dünyasıdır

Çünkü ahlakı ve bilimi umursamazlıktır

Halkı onurlandırmak değil halka ihanettir çünkü ahlaka ve bilime ihanettir,

Anayasa denilen şey ahlak ve bilim ile dolmalıdır

İnsanların ahlakdışı-bilimdışı istekleri ile değil

Yoksa anayasa demokrasiye ve akıl-ruh sağlığına değil

Babalaragelmeye(Babalara gelmeye)

Yani ya Batıda olduğu gibi ahlakdışılığın diktatörlüğüne

Ya da Doğuda olduğu gibi bilimdışılığın diktatörlüğüne yardım eder

Halk oylamasına ya da referanduma hayır

Ahlaka ve bilime evet

Yoksa demokrasi denilen şey diktatörlüğe dönüşür

Diktatörlük de demokrasi diye yutturulur

Çünkü siyasetin kendisi zaten akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı olduğu için

Yasaklanmalıdır

Yani yasaklanması gereken birşeyin halk oylaması ya da referandum yapması

Tuhaftır, gülünçtür, utançtır, mantıksızlıktır, tutarsızlıktır, aldatmacadır

Bu nedenle ki diktatörlüklerin sevdikleri şeylerden biri de halk oylaması

Ya da referandum denilen şeydir

Çünkü siyasetin de, diktatörlüklerin de ahlaka ve bilime soracak cesaretleri yoktur

Çünkü hem ahlakdışı ve bilimdışı dünyalardır

Hem de halkları kolayca kandırabilirler ancak ahlakı ve bilimi kandıramazlar

Çünkü ahlakın ve bilimin doğru, evrensel ölçütleri vardır

Halk oylaması ya da referandum denilen şey ya diktatörlüğü sürdürmek

Ya da diktatörlük getirmek içindir

Bilin ki ahlak ve bilimsellik olmayan yerde diktatörlük vardır

Çünkü ahlak ve bilim evrensel vicdanın başlangıçıdır(başlangıcıdır)

Hiçbir referandum ahlakçı ve bilimsel sonuç istemez

İstese zaten halka değil ahlaka ve bilime sorar

Halk oylaması ya da referandum demokrasinin değil diktatörlüğün belirtisidir

Zaten doğru halk 'Bana değil ahlaka ve bilime sorun' der

'Önce ahlak ve bilim' diyen Muhammed'in

Ve 'Önce ahlak ve bilim' diyen Atatürk'ün dediği gibi.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 23.10.22/16.10

17 Ekim 2022 Pazartesi

AKP’YE MANTIK DERSİM-1-KADER (ŞİİR)

 'Mantık' sözcüğüne Türk dil kurumu 'Arabça' diyorsa da

Bence Türkçe sözcük çünkü Türkçedeki 'İnsan' anlamına gelen 'Men/Man' sözcüğünden

Ve 'Tıkırtıkır/Tıkır tıkır' anlamına gelen Türkçe sözcükten türetilmiş

Yani savım ki 'Mantık' sözcüğü 'Tıkırtıkır çalışan beyin' anlamında sözcük

Yani 'Mantık' sözcüğü de Türk dil kurumu'nun yanıldığı sözcüklerden bence,

Mantık dikkatten sonraki en önemli şeydir çünkü dikkat olmazsa mantık da olmaz

Ve mantık olmazsa akıl-ruh sağlığı, felsefe, bilim, ahlak, din, adalet de olmaz

Bu nedenle okullarda okutulması gereken en önemli ders mantık dersi olmalıdır

Ancak durum ki üniversitelerde bile mantık öğretilmiyor ki üniversite mezunu insanlar bile

Mantıksızlık içindeler

Örnek ki kimisi sütyen-külot ortalıkta dolaşıyor

Kimisi sigara, içki içiyor

Kimisi astrolojiye, fala, büyüye inanıyor

Kimisi bozulan araçları, eşyaları, cihazları dua ile onarmaya çalışıyor

Kimisi hastalıkları tıp(tıb) bilimi ile değil dua ile iyileştirmeye çalışıyor

Kimisinin bedeni pirsing, dövme gibi ilkellik, vahşilik kültürüleri(kültürleri) ile dolu,

Her dilde her harf, nokta, virgül bile çok önemlidir

Bu nedenle ki sözcüklerde harf, nokta, virgül eksiltmek çok yanlıştır

Çünkü sözcüklerin anlamsızlaşmalarına da, anlaşılamamalarına da neden olabilir

Örnek ki Arabçadaki 'Kader, keder'

Türkçedeki 'Elek, yelek'

Bu nedenle ki ilerlemek, yükselmek, güçlenmek isteyen bir ülke ya da toplum

Önce kendi dilini geliştirmelidir, güçlendirmelidir

Yani el sözcükleri ile dil olmaz

Ancak görülmekte ki üstelik de Türkçeleri varken Türkiye'ye 'Hijyen, etik, vizyon, misyon

Performans, aktivite, aktivasyon, kıyafet, fikir, bariz, devasa, kadim, bahsetmek' gibi

Yabancı sözcükler katılmakta

Oysa bir ülkenin ya da toplumun gücünü önce dilindeki başarı belli eder

Gerçek ki 'Yabancı sözcük' sanılan pekçok sözcük gerçekte Türkçe kökenlidir,

'Kader' sözcüğünün yalnızca kullanılış biçimine bakılsa da

'Ben çok kaderliyim', 'Ben çok kadersizim'

'Kaderimde zengin olmak da varmış', 'Kaderimde yoksul olmak da varmış' gibi 

Örneklerinde görüldüğü gibi

Hem olumlu, hem de olumsuz anlam içeren, öziçeriksiz ve dışsal bir sözcük olduğu anlaşılır,

Dil başka diller üzerine kurulursa sözcükleri zamanlar anlamsızlaşır, tuhaflaşır, anlaşılmazlaşır

Örnek ki 'Kader' denilen sözcüğün doğrusu, Arabçadaki 'Dehr' sözcüğünden

'Dehr' sözcüğü de birisinin başına birşey gelmesini anlatan 'Dehere' sözcüğünden

'Dehr' sözcüğü de Saba(Sebe) dilindeki 'Dhr' sözcüğünden geliyormuş

Sabaca 'Dhr' sözcüğü de 'Yok etmek' anlamına

Ancak eski bir Sami dili olan Ge'ez dilinde 'Dhr' sözcüğü 'Kutsamak' ve 'Lütufta bulunmak' 

Anlamlarına geliyormuş

'Sami' ise 'Arap, İbrani, Süryani (Arami, Keldani, Asuri), Akad' gibi halkların ait olduğu kitle

Bu nedenle eski Arap şairleri başlarına gelen iyiliği hem de başlarına gelen kötülüğü de

'Dehr' olarak tanımlamışlar

Ancak dikkat edin, 'Kendilerinin yaptığı ya da kendilerine yapılan iyilikleri ve kötülükleri' değil

'Başlarına gelen' iyilikleri ve kötülükleri

Ancak Arabçadaki 'Keder, heder, ender' sözcüklerinin olumsuz anlamlarından da 

Anlaşılacağı gibi Arabçada iki heceli sözcüklerde 'der' son eki olumsuzluk vermekte

Bu nedenle ki iki heceli olan 'Kader' sözcüğü de olumsuzluk demek olur

Yani bu durumda, olumlu, iyi, güzel, mutlu şeylere 'Kader' denilemez

Yani yalnızca kötü şeylere 'Kader' denilebilir

Dilfelsefesi, dilmantığı, ve dilbilimi gereği ,

Vikipedi'de diyor ki 'Kader ya da yazgı=Önceden ve değişmeyecek bir biçimde belirlenmiş 

Olay akışı'

Ancak bu tanım 'Kader' sözcüğüne hem doğaüstü bir anlam vermeye çalışan

Hem 'Olay akışı' diyen yanlış bir tanımdır

Çünkü 'Kader' denilen şey 'Olay akışı' değil, 'Son, son durum'dur

Ve 'Son'lar insanların kendilerince de, başka insanlarca da yapılabilir

Örnek ki başka bir ülkeye giden insan da 'Kaderimde buralara da gelmek varmış' diyebilir

Ki kendi isteği ile oraya gitmiş olmakta

Örnek ki kendisine atılan iftira yüzünden hapisedüşen(hapise düşen) insan da 

'Kaderimde hapisedüşmek de varmış' diyebilir

Örnek ki sivrisinekten bulaşan sıtma sonuçu(sonucu) ölen insanın son sözü de

'Kaderimde bu da varmış' diyebilir

Örnek ki kafasını direğe vurup ölen insanın son sözü de 'Kaderimde bu da varmış' diyebilir

Örnek ki deprem ile evi yıkılan insan da 'Kaderimde bu da varmış' diyebilir

Demek ki 'Kader' sözcüğü öncelikle 'Birşey yapmaya gücü olan birşeyi' içerir

Yani dünyadaki ve evrendeki, insanlara yönelik birşey yapmaya, oluşturmaya yönelik herşey

'Kader' yapabilir

Dini inançlarda ilah var olduğundan ilah da insanlara yönelik birşeyler yapma olanaklıdır

Bu durumda 'Kader' genelde beşe ayırılır(ayrılır):

1- İnsanın kendisinin yaptığı kader

2- Öteki insanların yaptığı kader

3- İnsan olmayan canlı varlıkların yaptığı kader

4- Cansız varlıkların yaptığı kader

5- İlahların yaptığı kader,

Bu durumda örnek ki gerekli bilimsel, teknolojik, ve insani önlemlerin alınmadığı

Kömür ocaklarındaki gırizu(grizu) gibi nesnel nedenli kazalar da

Göçük gibi öznel nedenli kazalar da 'İnsani kader'lerdendir yani 'İnsan nedenli kader'lerdir

Yani bu kaderlerde örnek ki ilahların etkisi yoktur

Oysa deprem insanların yaptığı birşey değildir ancak depreme karşı dayanıklı 

Yapılar yapmamak yani depreme karşı bilimsel, teknolojik, ve insani önlemlere uymamak

İnsani etkidir

Ancak bu durumda da ya 'İnsanların önlemleri ilahların yaptıklarını yenebiliyor' durumu

Ya da 'İlahlar kendi yaptıklarına karşı insanların savaşmasını, mücadele etmesini 

Önlem almasını istiyor' durumu oluşur ki bilimde ve teknolojide ilerleme

İkinci durumun geçerli olduğunu göstermekte ki durum ki Hıristiyan(Hristiyan) Batı

Bunu anladığı için bilim ve teknoloji ile sorunlara karşı önde,

Bu durumda açık ki bilimsel ve teknolojik önlemler alınmadığı için oluşan kazalar

'İlahi kader' olarak tanımlamazlar, yorumlanamazlar

Yani insanlar yaptıklarını ya da yapmadıklarını 'İnsani kader' olarak tanımlayabilirler

'İlahi kader' olarak değil

Çünkü bilimin ve teknolojinin sorunlara karşı başarısı ilahların yapacaklarına karşı

İlahların önlem alınmasını istedikleri açıktır yoksa bilim ve teknoloji hiçbir sorunu çözemezdi

Bu durumda dinsel inançlar açısında yalnızca ölüm 'İlahi kader' olarak tanımlanabilir

Ölümlerin nedenleri değil

Bu nedenle örnek ki hiçbir maden ocağı kazası 'İlahi kader' olarak tanımlanamaz

Çünkü ya insan hatasıdır(yanlışıdır)

Ya da Allah vermiş olsa da önlem alınması gerekir çünkü durum ki Allah böyle istiyor

Çünkü Muhammed de 'Din bilimdir, Çin'de de olsa gidip öğrenin'

Ve 'Devenizi önce sağlam kazığa bağlayın, sonra Allah'a emanet edin' diyor

Ve bilim, teknoloji, medenilik ilerlerse sorunlar ya azalmakta ya yok olmakta

Bu nedenle ki pekçok hastalık, en azından pekçok ülkede artık yok olmuş durumda

Yoksa asla yok olmazlardı

Bu nedenle ki İslamiyet dini inançında(inancında) 'Doğal ölüm'den 

Yani, Allah'ın kendisinin doğrudan verdiği 'Ölüm'den başka

Boyuneğilecek(Boyun eğilecek) kader yoktur

Batı dünyası bunu anlamış ki bilimde ve teknolojide ilerlemekte

İslamcı dünya bunu anlamamış olmalı ki bilimde ve teknolojide gerikalmakta(geri kalmakta)

Bu durumda açık ki Allah verdiği sorunları 'Boyuneğilsin' diye değil 

Çözülsün, insanlığın zekası(anlakı) ilerlesin diye vermekte

Bu nedenle ki hadis 'Bilim Çin'de de olsa gidin öğrenin' diyor.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 18.10.22/05.15